Çanakkale Kadın Dayanışma Komitesi bileşenleri, bugün Saat Kulesi
önünde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın
açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugünümüzü anmak ve
anlamak; yarınımızı düşlemek ve kurmak için bir araya geldik.
Bu sene 8 Mart’ı, her sene olduğu gibi, yüzyıllardır süren
eşitsizliğin katmerlendiği, adaletsizliğin ve baskının kural
haline geldiği, emekçilerin sefalet koşullarında yaşam mücadelesi
verdiği, kadına yönelik şiddetin akıl almaz boyutlara eriştiği
bir dönemde kutluyoruz. Biliyoruz ki; kadınların kurtuluşu olan
eşit ve özgür yarınları kurduğumuzda gerçek bir kutlama
yapacağız. Fakat bugün 8 Mart bizim için bu kurtuluşa giden yolda
önemli bir mücadele günü.
Bugün Türkiye’de kadınlar hiç olmadığı kadar ağır bir karanlıkla
karşı karşıya. Bu karanlığın kaynağında holdinglerin bitmek
bilmeyen yağması, tarikatların ülkemizi ele geçirmesi, dinci
gericiliğin toplumsal yaşamda ağırlık kazanması kısacası patron
düzeni yatıyor.
Biz kadınlar, patronlar güzel ülkemizin kaynaklarını yağmalarken,
hayat pahalılığı kıskacında yaşamaya çalışıyoruz. Yoksulluğun
yükü en çok bizim sırtımızda. Onlar zenginleşsin diye bizler
düşük ücretlerle, sigortasız, güvencesiz çalıştırılıyoruz ve eğer
bir işimiz varsa, her gün işsizlik tehdidiyle burun buruna
yaşıyoruz. Çünkü biliyoruz kadınları değersiz gören, güçsüz gören
bu düzen bir kriz anında önce bizi koyuyor kapının önüne. Her
geçen gün çalışma yaşamında artan tacizle, şiddetle, mobbingle
yüzleşiyoruz. Birileri kasalarını açgözlülükle doldururken biz
çocuklarımızın beslenme çantasını dolduramıyoruz. Kamu kaynakları
holdinglerin kârları için seferber edilirken kadınların payına
çocuk ve hasta bakımı ve bitmek bilmeyen ev işlerinin yükü
düşüyor.
Bizler bu düzende yoksulluk içinde, kadın emeğinin
değersizleşmesine eşlik eden akıl almaz bir şiddet sarmalı ile
yaşıyoruz. Her güne gözümüzü yeni bir kadın cinayeti haberi ile
açıyoruz. Bu düzen kadınlar için yoksulluk demek, işsizlik demek,
artan şiddet demek. Her gün gözümüzü laikliğin kağıt üstünde bile
hükmünün kalmadığı, Cumhuriyet değerlerinin yeni Osmanlıcı
hayallerle bir bir yok edildiği bir ülkeye açıyoruz. Tarikatlar
ülkeyi her geçen gün biraz daha ele geçiriyor, dinci gericilik
toplumsal alanda giderek palazlanıyor. Bu bizim için kadın
düşmanlığı demek, baskı demek, taciz demek. Yaşamaya, nefes
almaya hakkımızın kalmaması demek.
Onlar her fırsatta tüm kurumlarıyla kadınlara saldırısını
artırıyor. Biz emekçi kadınlar ise boyun eğmiyoruz, sömürüye,
yoksulluğa şiddete itirazımız var diyoruz. Kadınları yalnız
bırakan düzene itirazımız var. Kadınları korumayan yasalara
itirazımız var. Kadınlar onca korumaya, tedbire rağmen eşleri,
babaları, kardeşleri tarafından öldürülürken dalga geçer gibi bu
yılı aile yılı ilan edenlere itirazımız var. Kadınları eşit
görmeyenlere itirazımız var. Kadınları eve mahkum etmeye
çalışanlara itirazımız var. Dolduramadığımız tencereye,
çocuğumuza hazırlayamadığımız beslenme çantasına, ödeyemediğimiz
faturaya, açlığa, yoksulluğa kısacası bu düzene itirazımız
var.
Nasıl olsa ses çıkarmazlar, nasıl olsa itiraz edemezler diyen,
bizi yenebileceğini sananlara ise pabuç bırakmaya niyetimiz ise
hiç yok. Bugün burada toplanan tüm kadınlara çağrımızdır. Gelin
bizi yenebileceğini sananlara hep birlikte kimin yenileceğini
gösterelim! Gelin bu düzeni asalakların, kanımızı emenlerin
başına yıkalım. Yalnız, çaresiz değiliz. Karamsarlığı umut ve
heyecana dönüştürmek için Kadın Dayanışma Komitelerine katılın.
Eşit ve özgür birülkeyi hep birlikte kuralım."