Çanakkale 8 Mart Kadın Kadın Platformu tarafından bugün saat
16:00'da Eğitim Fakültesi'nden başlayıp, İskele Meydanı'nda
yapılan basın açıklamasıyla sona eren bir yürüyüş düzenlendi.
Büyük bir kalabalık ile gerçekleştirilen yürüyüşün ardından
İskele Meydanı'nda bir basın açıklaması yapıldı.
İskele Meydanı’nda Aslı Nalbantoğlu tarafından basın açıklaması
okunan basın aıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“İklimin ve yaşadığımız koşulların soğukluğuna karşı; umudu
yeşerterek, dayanışmayı güçlendirerek 8 Mart’a alanlardayız. 8
Mart’ın tarihinden bir kez daha öğreniyoruz ki, kadınlar bugüne
kadar ne kazandıysa mücadele ederek kazandı.
Kadınlar 19. yüzyıl ortalarından itibaren sanayileşmenin
geliştiği her yerde, Avrupa’da ve ABD’de kapitalist sömürü
düzenine karşı ve örgütlenme hakları için çetin mücadeleler
verdiler. İnsanca yaşayabilecekleri sınıfsız ve sömürüsüz bir
dünya özlemiyle, tam politik hak eşitliği, daha yüksek ücretler,
daha iyi çalışma koşulları, çalışma saatlerinin kısalması, insana
yaraşır barınma ve yaşam koşulları için grevlerle, direnişlerle
haksızlığa ve ayrımcılığa karşı durdular. İşçi ve emekçi
kadınların eşitsizliğe ve sömürüye karşı tam hak eşitliği, savaşa
karşı barış mücadelesinin birleştiği tarihtir 8 Mart.
Bugün de biz kadınlar sermayenin ve onun has temsilcisi siyasi
iktidarın saldırılarına karşı başta yaşam hakkımız olmak üzere en
temel haklarımız için mücadele ediyoruz. Şiddet, yaşamımızın tüm
alanlarını kapsayan güvencesizlik, yoksulluk, yaşlı-çocuk-engelli
bakım hizmetlerinin üzerimize yıkılması, “ev-iş yaşamını
uyumlulaştırma” söylemleri altında kadınların çalışma yaşamından
koparılması, dinin araç haline getirilerek tüm gerici,
cinsiyetçi, ataerkil söylem ve uygulamaların hayata
geçirilmesi, kamu kurumlarında kreşlerin, sosyal tesislerin
kapatılması, çalıştığımız işyerlerinde mobbing, cinsiyetçi,
ayrımcı uygulamaların artması gibi daha sayabileceğimiz birçok
ortak sorunumuz karşısında;Bir araya gelmekten, örgütlenmekten ve
birbirimizin çaresi olmaktan başka bir yol olmadığını
biliyoruz.
Siyasal iktidar kendi bekası için eşitlik kavramını her yerden
silmek istiyor. Kadınları şiddete karşı koruyan İstanbul
Sözleşmesi’nden çıkıldı.Eğitimde baştan aşağı kadını yok sayan
müfredatla karşı karşıyayız. Bir taraftan üç çocuk çağrıları
yapılıp kadınlar ev içi işlere hapsedilmeye çalışılırken diğer
taraftan yoksulluk en çok da kadın yoksulluğu almış başını
gidiyor. Bizleri parça başı, esnek, güvencesiz işlerde
çalışmaya mecbur bırakanlar ekonomik krizin faturasını da bize
ödetmeye çalışıyorlar. İşte tüm bunların üzerine şimdi de “aile
yılı” ilan ettiler.
“Ailenin korunması” sözünün geçtiği her yerde gerçekte amacın
emekçilerin, kadınların ya da çocukların hayatının korunması
olmadığını yaşadıklarımızdan biliyoruz. Çocuğuna okul pantolonu
alamayan baba intihar edebilir, anne fön makinesinin kordonuyla
kendini asabilir, kadınlar şiddete, istismara tecavüze
uğrayabilir, çocuklar MESEM’lerde iş cinayetlerinde hayatını
kaybedebilir. İşte bu sahte “aile” söylemlerinin tamamının
arkasında milyonların hayatına rağmen, tek korunmak istenen
sömürü düzenidir.
Bu sebeple bu yıl “aile değil kadınız, köle değil emekçiyiz,
eşitlikten vazgeçmeyeceğiz” diyerek alanlardayız.
Bütün bu sömürü ve güvencesizlik politikaları karşısında, ülkenin
dört bir yanında çeşitli işyerlerinde, fabrikalarda sendika hakkı
ve ücretlerin arttırılması için grevler, doğa katliamlarına karşı
direnişler devam ediyor. Kadınlar yine bu mücadelelerde en önde
yerlerini alıyorlar. Buradan onları bir kez daha
selamlıyoruz…
Kadınlar ve
LGBTİ’ler yine hedefte
Son günlerde gündemde olan 10. Yargı Paketiyle kadınlar ve
LGBTİ’ler yine hedef alınıyor. Taslakta yer alan “biyolojik
cinsiyete ve genel ahlaka uygun davranmamak” ifadesi,hukuk
güvenliğini ortadan kaldırarak insanların nasıl giyineceğine,
nasıl yaşayacağına, nerede ve nasıl var olacağına müdahale
edilmesinin önünü açıyor. Kadınları iktidarın dayattığı “makbul
kadın” kalıbına sokmaya çalışırken, LGBTİ’lerin varoluşunu suç
haline getiriyor. Keyfi yargılamalar ve cezalarla şiddet ortamını
daha da körükleyecek, yaşam hakkının tehdit edilmesine varan
suçlara kapı açacak bu düzenleme geri çekilmelidir.
Özgürlüğümüzü, yaşam hakkımızı kimseyi geride bırakmadan,
kimseden vazgeçmeden savunmaya devam edeceğiz.
Her gün kadın cinayetleri haberleri ile sarsılıyoruz. Kadın
cinayetlerini önleyici tedbirler almak yerine katillere ödül gibi
cezalar veriliyor. Erkek vahşetine iyi hal, haksız tahrik
indirimleri uygulanıyor. Bizler kadın cinayetlerine karşı yasta
değil isyandayız, kadın cinayetleri politiktir demeye ve
mücadelemize devam edeceğiz.
Demokrasi ve
laikliğe en çok kadınların ihtiyacı var…
En temel insan hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alan,
grevleri yasaklayan, örgütlenmenin önüne fiili ve yasal engeller
çıkaran, keyfi gözaltılar, tutuklamalarla ülkeyi hapishaneye
çeviren, belediyelerden üniversitelere canının istediği her yere
kayyum atayan, yaşamın bütün alanlarını dini referanslarla
yeniden düzenlemeye çalışan, yaptıkları yapacaklarının teminatı
olan iktidara cevabımızı mücadelemizi ve dayanışmamızı büyüterek
vereceğiz.
-“Aile yılı” adı altında kadınlara dayatılan esnek ve güvencesiz
çalışmaya karşı güvenceli iş,
-İnsanca yaşam için insanca bir ücret,
-İşyerlerinde mobbing ve tacize karşı önlem alınması,
-Sendikal haklar ve kadınların örgütlenmesine karşı saldırıların
son bulması,
-Kadına yönelik şiddet, istismar ve cinayetlere karşı caydırıcı
cezaların uygulanması, 6284’ün etkin hale getirilmesi,
-Sığınmaevlerinin sayısının arttırılması,
-Sömürüsüz ve şiddetsiz, eşit ve özgür bir yaşamı birlikte kurmak
için tüm kadınları sesimizi ve gücümüzü birleştirmeye
çağırıyoruz.
Birleşerek mücadele edecek ve bu düzeni değiştireceğiz."