Uz.Dr. Deniz Atalay Özdoğan açıklamada;
2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve
sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler
tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan
edilmiştir.Otizm, doğuştan gelişen, beynin ve sinir sisteminin
farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen
nörolojik tabanlı bir bozukluk olarak genellikle 3 yaştan önce
ortaya çıkarken, bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve
davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir. Tüm dünyada
tanılama bilimselliği kabul edilmiş gelişim değerlendirme ve
ölçme kriterlerine göre her 100 çocuktan birinin otizmden
etkilenmiş olduğu görülmektedir.
Çocuğunuzun sanki duymuyor gibi davranması, adıyla seslenince
bakmaması, etrafındaki insanlara ilgi göstermemesi, göz teması
kurmaması, ona bakıldığında veya karşısındaki ona güldüğünde
karşılık vermemesi, ilgisini, sevincini paylaşmaması, diğer
çocuklarla ilgilenmemesi ve oynamaması, 16 aylık olduğunda tek
kelimeleri anlamlı olarak söyleyememesi, takıntılı ve
tekrarlayıcı davranışlarının olması gibi durumlar otizm spektrum
bozukluğunun uyarıcı belirtileridir.
Otizm tanısı genellikle 3 yaş sonrasına bırakılmakla birlikte daha erken dönemlerde de tanı almak mümkün olabilmektedir. Doğrudan tanı konulabilmesi ve otizm belirtilerinin tespit edilebiliyor olması, etkilenmekte olan çocuk ve ailenin gelecekteki yaşam kalitelerini yukarı çekebilecek gerekli çalışmaların bir an önce başlatılabilmesi anlamına gelmektedir.
Her insan dünyaya farklı özelliklerle gelmektedir. Herkesin kendine has fiziksel, duygusal ve sosyal yapısı vardır. Herkes için gerekli olan eğitim, otizmli çocuklarımız için aynı zamanda bir tedavi yöntemi olduğundan büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, otizmin mümkün olan en erken dönemde fark edilmesi ve tanılanması çok önemli olmaktadır” dedi.
(HABER MERKEZİ)