Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Psikolog Ozan Yazıcı, 2 Nisan Dünya Otizm Günü dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Otizm spektrum bozukluğunun hafiften şiddetliye farklı düzeylerde görülebilecek; sosyal etkileşim, sınırlı ilgi, tekrarlayan davranışlar ve iletişim kanallarında kendini gösteren, problem çözme ve bilişsel esneklik konularında sorun oluşturabilecek nöro-gelişimsel bir bozukluk olduğunun altını çizen Psikolog Ozan Yazıcı, ebeveynlere dikkat etmeleri gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.
Psikolog Ozan Yazıcı, "Otizmde kalıplaşmış ve tekrarlayan davranışlar, sosyal becerilerde düşüklük veya seçici olarak etkileşim ve iletişim kurma, değişime karşı yüksek direnç, dürtüsel davranışlar, favori nesneler ve nesnelere aşırı bağlılık, göz temasından kaçınma, uyaranlara karşı duyarlılık (özellikle ses), takıntılılık durumu gibi semptomlar görülebilir. Rutinlerine çok bağlıdırlar, rutin karşısında değişimde agresyon ve öfke nöbetlerine rastlamak mümkündür. Özellikle 0-1.5 yaş aralığında göz teması kurma ve ismine tepki verme gibi becerilerinin gözlemlenmesi önemlidir. Eğer bu beceriler yoksa ve zorluk çekiliyorsa, bir uzmandan destek alarak gerekli incelemeleri yaptırmakta fayda vardır" ifadelerini kullandı.
Son zamanlarda yapılan ve otizm ve ekran süresi arasındaki
ilişkiyle ilgili bulguları ortaya koyan çalışmalarda; otizm ve
ekran süresi arasında bir ilişki olabileceğine dair güçlü
çalışmalar olduğunun altını çizen Psikolog Ozan Yazıcı, şunları
söyledi:
"Ekran maruziyetinin; dikkat, dil gelişimi, hayal gücü ve sosyal
ilişkiler konusunda çocukları olumsuz etkileyebileceği ve otizm
benzeri, özellikle sosyal etkileşim ve iletişim kurma konusunda
sorunlar oluşturabileceği düşünülmektedir. 0-3.5 yaş arası dil
gelişimi için oldukça önemli ve kritik dönemlerdir, ekran
maruziyetine diğer yaşlarda olduğu gibi erken dönemlerde de çok
fazla dikkat etmeliyiz. Aynı zamanda ekran maruziyetinin, otizm
tanısı almış çocuklarda semptomları daha şiddetli kılabileceği ve
gelişimi olumsuz etkileyebileceğini de göz önünde bulundurmamız
gerekir. Bu senaryoda birincil bakımverenlere oldukça fazla görev
düşüyor. Öncelikle çocuğun gelişim dönemlerini takip etmekle
başlayabiliriz; göz teması, emekleme, ismine tepki verme,
kelimeler çıkarma, ihtiyacını ifade edebilme, daha ileri yaşlara
doğru; yürüme, cümle kurma, soru sorma, oyun kurma, oyuncak
seçimleri ve dikkatini nasıl yönlendirdiği, akranlarıyla
etkileşimi ve iletişimi vb. gibi."
Ekran süresi konusunda bazı sınırlar olması gerektiğini işaret eden Psikolog Yazıcı, "Ekran süresi konusunda sınırlılıkları belirleme, tutarlı olma, oyun kurması için teşvik etme, müsait olunan zamanlarda açık alanda vakit geçirmesini sağlama, akranlarıyla iletişim kurabileceği alanlar oluşturma, hikâye okuma veya masal anlatma, sportif etkinliklere ilgisini ölçme vb. gibi izlenebilecek yollar vardır. Bazen tek başınıza bu süreci yönetmek zor olabilir, izleyeceğiniz yol konusunda kafanız karışık olabilir veya konuyla ilgili eğitime ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz; bunlar gayet normaldir ve dışsal kaynaklarımızı kullanmamız için bir mesajdır. Eğer süreç içerisinde baş etmekte zorlanır ve desteğe ihtiyaç duyarsanız lütfen bir uzmanla iletişime geçiniz" diye konuştu.
(İHA)