havadurum

“Rekabeti öğrenmeliyiz. Desteklemeler çiftçiye yansımalı”

Çanakkale de Fast-Food zincirlerinin artan şubeleri, tarım, hayvancılık sektörünün geldiği son noktayı Gülen Gıda Şirket Yetkilisi Semih Toprak’la konuştuk. Rekabeti öğrenmek gerektiğini ifade eden Toprak, tarım kesiminin zor durumda olduğunu ifade etti.

1113
Gülen Gıda Şirket Yetkilisi Semih Toprak’la Çanakkale deki yemek sektörünün durumunu, tarım ve hayvancılıkta gelinen son aşamayı konuştuk. Çanakkale de sayısı her geçen gün artan Fast-Food zincirlerinin yarattığı rekabet ortamını değerlendiren Toprak, rekabetten kaçış olmadığını ifade etti. Toprak; “Bunlara gelme deme şansımız yok. Rekabet etmiyorum deme lüksümüz de yok. Gelecekleri için kendimizi biraz daha hazırlamamız gerekiyor. Çanakkale`de pasta belli. Pastanın içinden onlarda alıyor. Çanakkale`de gıda olarak çok fazla işletme var. Kapasitenin üstün de işletme var” dedi. Tarım ve hayvancılık sektörüne de değinen Toprak; “Desteklemeler veriliyor ama küçük çiftçi için yapılan hiç bir şey yok. Hepsi büyük işletmeler için. Genellikle yapılan desteklemeler de çiftçi köylü için değil, anadan babadan görme usulle yapan çiftçi için destekleme yok. Dolayısıyla desteklemeler doğru yere ulaşmıyor. Önce köylü kalkınmalıdır. Bundan sonra sektör sabit bir yere gelebilir. Uygulanan politikanın yanlış olduğunu düşünüyorum” dedi
Olay: Gıda sektörünün genel durumu nedir?
Semih Toprak: "Genel anlamda bakıldığında sektör en karlı işlerden biri olarak görülmüştür. Karlılık oranı en yüksek sektörlerden biri olarak gözükür ama son 2-3 yıldır bu anlayış biraz değişiyor. Karlılıklar düşüyor. Rekabet arttıkça fiyatlar gereken yere gelemedi. Baktığımızda biz 2 yıldır zam yapmamışız. 2 sene önce asgari ücret 644 lira iken şimdi 777 lira oldu. 1 Mart tarihinde biz de zam yapmak zorunda kaldık. İçeri giren her ürün istinasız zamlandı. Böyle olunca 2 sene de verdiğimiz karı, siz düşünün. Bizim şöyle bir avantajımız var. Biz sürümden kazanıyoruz. Bu sektörde artık karlılıkla ilgili sıkıntılar başladı. Her sektörde var. Biz de ayak uydurmaya çalışıyoruz.
Olay: Sektörün denetimini nasıl buluyorsunuz? Etkin bir denetim yapılıyor mu?
Semih Toprak: "Bizde 48 kişi çalışıyor. Sigortalarını tam yatırıyorum. Faturalı mal alıp faturalı mal satıyorum. Kontrolün bana yapıldığı kadar diğer firmalara da yapılmasını istiyorum. Yasal anlamda düzenlemelerde bir problem yok. Genelde kontroller daha çok büyük firmaların üzerine yapılıyor. İsim yapmış yerlere ve daha çok personel çalıştıran işletmelere kontrol yapılıyor. Benimle aynı sektörde olan işletme yerleri var. Sigorta yapmaz, fiş kesmez, ürün kalitesi kontrol etmez. Benden her üründen örnek alıyorlar. Sonra analizleri geliyor. Diğer iş yerlerine bunun yapıldığını zannetmiyorum. Yapılıyorsa bizim gibi bir iki firmaya yapılıyor. Biz temiz raporu da alıyoruz. Onu asmamıza da izin vermiyorlar.
Olay: Tüketim ürünlerinin ucuza satışı söz konusu. Özellikle bazı gıdalar da bu yaşanıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Semih Toprak: "Her ürünün alıcısı var. Her bütçeye göre de bir yer var. Ucuza satılanlar genelde tavuk döner. Maliyeti nasıl aşağı çektiler ben yapmadığım için bilmiyorum. Sadece görünmeyen ürünlerde bazı girdileri düşürebilirsiniz. Mutfakta kullanılan ürünlerde bu yapılabilir. Ben markalı ürün kullanırken salam, peynir, kaşar peyniri, yağ ürünlerde kaliteli mal kullanırken bunlar benim maliyetimi arttırıyor. Ne kadar markadan vazgeçerseniz o kadar maliyet düşüyor. Lahmacun, pide, pizza işinde olan biri olarak mutfağına güvenmediğim hiç bir yerde yemek yemem. Çünkü neler yapabileceklerini biliyorum. Vatandaşlar fiyat ucuz diye aldanmasınlar.
Olay: Fast food zincirleri geliyor. Sizi nasıl etkiliyor. Piyasaya etkileri neler oluyor. Rekabet artıyor mu?
Semih Toprak: "Bu firmaların gelmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Çanakkale daha yeni yeni gelişiyor. Bunlarla rekabet etmeyi öğreneceğiz. Rekabet ederken bazı işletmeler zarar görecek. Bunlara gelme deme şansımız yok. Rekabet etmiyorum deme lüksümüz de yok. Gelecekleri için kendimizi biraz daha hazırlamamız gerekiyor. Bugün 3 uluslararası firma geldi. Bir kaç tane de kapıda gibi duruyor. Çanakkale`de pasta belli. Pastanın içinden onlar da alıyor. Çanakkale`de gıda olarak çok fazla işletme var. Kapasitenin üstün de işletme var. Çok fazla açılıp kapanıyor. Sürekli el değiştiriyorlar. Bu işi yapacakların, bir bilenle oturup konuşmasında fayda var. İşi kurarken maliyet hesabını yapmıyorlar. Gıda sektörü ile uğraşanlar için de maliyetin çok önemli olduğunu söylüyoruz. Görünmeyen maliyetlerin çok olduğunu işi yaparken görüyoruz. Tek rekabeti zorlaştıran onlar değil sadece yevmiyesini çıkarmak için açılan küçük hesapla iş açanlarda var. Bundan uzaklaşıp daha kurumsal olarak bu işi yapmamız gerekiyor. Ulusallar da çok ucuza mal ediyor. Biz 100 birim satıyorsak onlar 1000 birim satıyor. Bizden daha profesyoneller. O profesyonelliği öğrenmek gerekiyor. Kaliteyi muhakkak etkileyecekler. Kalite mutlaka artmalı. Elbette herkes etkilenecek. Her kriz döneminde sağlam firmalar ayakta kalır deniyor. Evet ayakta kalıyorlar. Krizden önce 10 tane dükkan varken krizde 4 tanesi gidiyor. 6 firma ayakta kalıyor. Kriz bitince 10 olan sayı 15`e çıkıyor. Sağlam firma ayakta kalır ama sadece ayakta kalıyoruz. Rekabet artıyor. Bir büfe açmak bu kadar kolay olmamalı. Ben nasıl belli periyotlarda denetleniyorsam, örnek alınıyorsa diğer firmalar da denetlenmeli. Sadece ürün değil her anlamda denetlenmesi gerekiyor. Hazır gıdada en önemlisi denetim. İnsan sağlığına değer vermeniz gerekiyor.
Olay: Hayvancılık ve tarımda durum nedir?
Semih Toprak: "Kendi etimizi kendimiz üretiyoruz. 110 başlık çiftliğimiz var. Orada üretilen ürünleri kullanıyoruz. Dışarıya hiç satmadık. Kendimiz değerlendiriyoruz. Yaklaşık beş yıldır bu işi yapıyoruz. Çiftliğimizde ürettiğimiz hayvanı kendimiz işleyip kendi ürünlerimizde kullanıyoruz. Hayvancılık sektörü başladığımız gibi değil. Hiç bir fiyat sabit değil. Gıda sektöründeki gibi fiyatların kat ve kat artışıyla hayvancılık ve tarımda fiyatlar zamlanıyor. Bundan önce yem 32 TL idi. Samanı 3.5 TL`den almıştım. Maliyet 14-15 lira arasında değişiyordu. Daha elimdeki parti bitmeden saman 15 TL yem 45 TL oldu. Et fiyatının normalde buna bağlı olarak artması gerekirken fiyat 13.5 lira oldu. Böyle bir sıkıntı var. Bir çok nedeni var. Tarımda yanlış politikalar, yanlış desteklemelerin olduğunu düşünüyorum. Süt para etmeyince çiftçi hayvanı kesiyor. Bir hayvanı kesmek demek fabrikayı kapatmak demek. Faizsiz kredi veriliyor. Sonuçta işi olmayanlar da bu işe girmeye başlıyor. Özellikle son iki senedir bu durum daha çok yaşanıyor. Sonuçta 4 bin TL olan inek 7 bin TL oluyor. Ama süt fiyatları aynı kalıyor. 7 bin TL verilen şeyin sirkülasyonu geç dönüyor. Yatırım maliyeti arttıkça süre uzuyor. 2 sene geri ödemesiz kredi verildi. 2 senenin sonuna geldik. İnsanlar hayvanlarını satmak istiyorlar.7 bin TL’ye aldıkları hayvanı 3.500 TL’ye satamıyorlar. Satıp borçlarını ödeyecekler. Aslında plan, 2 sene sonra faizsiz olan kredi ile bu borcu ödemek. Ama 7 bin TL’ye alınan hayvandan ne para kazanacaksınız. 100 hayvan alınıp 10 lira ödenecekken 50 hayvan alıp 10 lira ödendi. Tarımda işler daha da karmaşık. 100 başlık bir çiftlik yaptık. Hayvan azaldı tekrar alalım mı? Almayalım mı? Düşüncesini tartışıyoruz. Tekrar hayvan almazsak o yatırım orada ölü olarak kalacak demek.
Olay: Tarım alanında gelecekle ilgili bir öngörünüz var mı?
Semih Toprak: "Önünüzü görmek imkansız. Saman fiyatı harman zamanında düşecek. Ama kaç lira olacak belli değil. Geçen seneki gibi olmayacak. Samanı şu fiyattan aldım ama yem fiyatı hiç bir zaman düşmeyeceği için ortalama 45-48 lirada yem fiyatı, karkasta maliyet 17 lira, ben 17 lira altında satmayacağım deme gibi bir şansınız yok. Piyasa neyse ona göre vermek zorundasınız. Hayvanı satamıyorsunuz. 6 ay beslediğiniz hayvan da 6-7 aydan sonra yediği her ürün eksi yazmaya başlıyor. Yediği yemle orantısız büyüyor. Size zarar yazmaya başlıyor. Ben bu hayvanı bir ay daha kesmeden 3 ay sonra hayvan fiyatlarına göre keseceğim deme şansınız da yok. Kesme noktasına geldi mi kesilecek. Ben de zarar görüyorum ama küçük çiftçinin yapacağı hiç bir şey yok. Desteklemeler veriliyor ama küçük çiftçi köylü amcam için yapılan hiç bir şey yok. Hepsi büyük işletmeler için. Desteklemelere gelince, süt hayvanı yapanlara sabit sağım ünitesi alacaksın diyorlar, seyyar olana destekleme vermiyorum diyor. 10 rakamı var sınır olarak belirlenmiş. 10 tane için bu ünite yapılmaz. Minimum 60 adet belirlense daha iyi olur. 10 denilince bu üniteye gerek yok. Maliyeti çok yüksek. Destekleme anlamsız oluyor. Genellikle yapılan desteklemeler de köylü için, çiftçi, anadan babadan görme usulle yapan çiftçi için destekleme yok. Büyük işletme için destekleme var. Bu da doğru yere ulaşmıyor. Önce köylü kalkınmalıdır. Bundan sonra sektör sabit bir yere gelebilir. Uygulanan politikanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Düne kadar dışarıdan büyükbaş, küçükbaş alındı. 1 yılda ne değişti? Kaç çiftlik doğum sağlayıp, büyükbaş sayısına ulaştı da Suudi Arabistan`a bir milyon büyük baş, üç milyon küçük baş gönderebileceğiz. Biz daha düne kadar dışarıdan alıyorduk. Şimdi ne oldu da dışarı gönderiyoruz? Ben bu sektöre devam etmek zorundayım. Bildiğim eti, ürünü müşteriye veriyoruz. Ben zarar da etsem, başa baş da çıksam ben bu işi yapmak istiyorum. Müşteriye ne verdiğimi bilmek istiyorum. Gıda sektörü zor bir iştir. Hilesi yalanı dolanı fazladır. Onun için sattığım ürünün arkasında durabilmeliyim. Ben yapacağım ama köylü çiftçinin durumu çok zor. Tarımla uğraşan sayıyı düşürmek istiyorlar. Fiyat politikası ile bu sayı düşmez. Büyük bir krize yol açılır. Çanakkale için örnek verecek olursak, kenti ayakta tutan bence köylü ekonomisi. Köylünün yetiştirdiği ürün para edecek o zaman gelip evini ya da arabasını değiştirecek. Merkezde alış veriş yapacak. Ürünlerini satamayan çok çiftçi var. Pazar bulamadığı için tarlada ürünü kalan, işçi maliyeti fazla olan çiftçi var. Bir şehre sadece tarım, turizm, sanayi şehri demek doğru değil. Çanakkale için turizm, tarım, eğitim olabilir. Ama kalıcı olan yerli halktır. Yerli halka destek vermek lazım. Fiyatlarla çiftçi sayısı düşmez. Ama kooperatifleşerek olabilir. Bir anlamda kooperatifleşmek şart. Toprak reformu yapılması şart. Biraz daha yol almalıyız.
Olay: Son olarak ana hatları ile neler söylemek istersiniz?
Semih Toprak: "Gıdada artık maliyet önemli. İyi hesap yapmak gerekiyor. Ürüne fiyat koyarken onun etkenlerine iyi bakılmalı. Düzgün alım yapılmalı. Eski karlılıklar kalmadı. Bu maliyetle bu işler çok uzun süre yapılamaz. Rekabet artıyor. Hayvancılık da gerçekten desteklenmeli. Büyük işletmeler yerine köylüler de desteklenmeli. Onlara yönelik destekleme yapılmalı. Ulusal firmalar gelecek rekabeti öğrenmemiz gerekir. Zincir restoranların gelmesi ile kalite artar fiyat düşer ama rekabet edeceğiz.”
Paylaş