havadurum

Eğitim-Sen “Okulda şiddet sona ermelidir”

7 Mayıs tarihinde, okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öğrencisi tarafından silahla vurularak öldürülmesinin ardından Eğitim-Sen iş bırakma kararı aldığını duyurdu.

1109

İstanbul'un Eyüp ilçesinde özel bir okulda müdür olarak çalışan İbrahim Oktugan, okuldan atılan öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Kamuoyunda büyük tepki çeken bu olayda, yurttaşlar ayağa kalkarak tepki gösterdi. Eğitim-Sen, olayın ardından düzenlediği basın açıklamasında “Okulda şiddet sona ermeli, can güvenliğimiz sağlanmalıdır” diyerek iş bırakma kararı aldığını duyurdu.

“Şiddet olgusu, eğitim kurumlarını hedef almış durumdadır”

Eğitimcilerin hayatlarının her alanında şiddete maruz kaldığı şiddet olgunun çok sayıda eğitmenin hedef haline geldiğini dile getiren Eğitim-Sen “İstanbul'un Eyüp ilçesinde bulunan özel bir okulda görev yapan Millî Eğitim Bakanlığı’ndan emekli öğretmen İbrahim Oktugan bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonrasında hayatını kaybetmiştir. Toplum olarak hayatımızın her aşamasında evde, sokakta, iş yerlerinde her gün karşı karşıya kaldığımız şiddet olgusunun uzun süredir okullarımızı da sarmalamış olması çok sayıda meslektaşımızın şiddetin hedefi haline gelmesine neden olmaktadır. Öncelikle kabul etmek gerekir ki okullarımızın sık sık şiddet haberleriyle gündeme gelmesinde başta Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olmak üzere tüm yetkililerin, hatta toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu vardır. Toplum olarak hayatımızın her aşamasında yer alan şiddet olgusu, eğitim kurumlarını, okullarımızı ve öğretmenlerimizi de hedef almış durumdadır” sözlerini kullandı.

“Veli ve öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur”

Yaşanan bu şiddet olayın, basit bir öfke krizi veya öğrenci olmasıyla, uyruğuyla ilgili olmadığını söyleyen Eğitim-Sen “Yaşanan bu şiddet olayları adeta bir bakanlık politikasına dönüştürülen eğitim emekçilerinin itibarsızlaştırılmasından ayrı düşünülemez. Bugün bir eğitim emekçisini hayattan koparan ne basit bir öfke krizi, ne failin öğrenci ya da veli oluşu, ne de öğrencinin uyruğu ile ilgilidir. Bizzat bakanın yaptığı açıklamalarda eğitim sisteminde yaşanan olumsuzlukların temel nedeni olarak öğretmenleri göstermesi, CİMER uygulamasının velilerin elinde bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenleri ve idarecileri veli/öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur” ifadelerine yer verdi.

“Şiddeti önleme konusunda kalıcı bir çözüm üretilmiyor”

Yaşanan bu olayla birlikte okulda şiddet sorununa bütüncül bakılmadığını dile getiren Eğitim-Sen “Yıllardır yaptığımız tüm uyarılara rağmen alınmayan önlemler nedeniyle dün 40 yılını çocukların eğitimine adamış bir öğretmen arkadaşımızı, maalesef bakanlığın ideolojik örgütlenme alanına çevirdiği, yapboz tahtasına dönüştürdüğü eğitim politikalarının sonucu olarak kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yaşanan bu olay bir başka sorunu daha açığa çıkartmıştır. Okulda şiddet sorununa bütüncül ve hak temelli bakılmadığını ve önleme konusunda da kalıcı bir çözümün üretilmediğini göstermiştir” diye konuştu.

“Okulda şiddet sorunu çalışan herkesi içine alabilecek bir hak ihlalidir”

Yeniden üretilen ve kabul gören şiddetin ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme olarak açığa çıkacağının altını çizen Eğitim-Sen “Okullarda yaşanan şiddetin ve eğitim emekçilerine yönelik saldırıların önlenebilmesi, öncelikle her fırsatta eğitim emekçilerini hedef haline getiren politika ve uygulamalara son verilmesinden geçmektedir. Okulda şiddet sorunu çocukların, eğitimcilerin, yöneticilerin, velilerin ve çalışan herkesi içine alabilecek bir hak ihlali olarak karşımızda durmaktadır. Toplumda devlet pratikleriyle yeniden üretilen ve kabul gören şiddet; ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme olarak açığa çıkmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

“MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz”

Eğitim kurumlarında görev yapan bütün emekçilerin can güvenliğinin sağlanmasının üzerinde duran Eğitim-Sen “Dolayısıyla toplumun tek tek her bireyine – çocuk asla muaf değildir- sirayet eden sözlü ve fiziksel şiddet yöntemleri tek seçenek olarak kabul gördükçe ve onaylandıkça çocukların ve yetişkinlerin yaşamlarında derin ve kalıcı sorunlara yol açmaya devam edecektir. Türkiye’nin her yerinde eğitim kurumlarında birbirine benzer şekillerde eğitim emekçilerini hedef alan şiddet olaylarının yaşanması, şiddetin arkasındaki nedenlerin ortaya çıkarılmasını, eğitim kurumlarında eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanmasını gerektirmektedir. Okulda şiddet olaylarının son bulması için MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz” cümlelerine yer verdi.

“Birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz”

Eğitim emekçilerinin, MEB ve diğer sendikalarının desteklerini beklediğini söyleyen Eğitim-Sen “Eğitim emekçilerinin, başta MEB olmak üzere eğitim sendikalarının ve tüm toplum kesimlerinin desteğini hissetmeye ihtiyaçları vardır. Eğitim kurumlarının tümünde, şiddetle mücadele etmek için alınması gereken somut önlemleri, ne yapılacağını ve nasıl önleneceğini gösteren bir eylem planı olmalıdır. Eğitim emekçilerine yönelik şiddet konusunda Eğitim Sen olarak başta eğitim sendikaları olmak üzere, tüm demokratik kamuoyunu birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Eğitim Sen olarak İbrahim Oktugan öğretmenimizin ailesi başta olmak üzere tüm meslektaşlarımıza ve eğitim camiasına başsağlığı diliyor, okullarda yaşanan şiddetin sona ermesini ve can güvenliğimizin sağlanmasını talep ediyoruz” dedi.

(ESRA GÜLLER)
Paylaş