DOLAR 31.1462 %0.15
EURO 33.8127 %0.01
G.ALTIN 2032.0003 %0.01
BITCOIN 57202.5609 %5.03
ETHERIUM 3249.7839 %2.02
havadurum

Anksiyete Nedir? Anksiyete Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Anksiyete, yani kaygı bozukluğu, normalden fazla korku ve endişe duymak, bunları kontrol edememek ve günlük yaşamı olumsuz etkilemek şeklinde tanımlanabilir. Anksiyete bozukluğu, tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu yazımızda, anksiyete nedir, belirtileri nelerdir, nedenleri nelerdir ve nasıl tedavi edilir gibi soruların cevaplarını bulacaksınız.

782

Anksiyete, yani kaygı bozukluğu, günümüzde pek çok insanın yaşadığı bir ruhsal sorundur. Anksiyete, normalden fazla korku ve endişe duymak, bunları kontrol edememek ve günlük yaşamı olumsuz etkilemek şeklinde tanımlanabilir. Anksiyete bozukluğu olan kişiler, her zaman en kötü senaryoyu düşünür, panik ataklar yaşayabilir, sosyal ortamlardan kaçınabilir ve kendilerini sürekli gergin hissedebilirler. Anksiyete bozukluğu, tedavi edilmediği takdirde depresyon, madde bağımlılığı, kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu yazımızda, anksiyete nedir, belirtileri nelerdir, nedenleri nelerdir ve nasıl tedavi edilir gibi soruların cevaplarını bulacaksınız.

Anksiyete Nedir?

Anksiyete, stresli veya tehlikeli durumlara karşı verilen doğal bir tepkidir. Anksiyete, bizi uyarır, dikkatli olmamızı ve hazırlıklı olmamızı sağlar. Ancak anksiyete, normal seviyenin üzerine çıktığında, yani gerçek bir tehdit olmadığı halde sürekli korku ve endişe duyulduğunda, bir ruhsal bozukluk olarak kabul edilir. Anksiyete bozukluğu, toplumun yaklaşık %18’ini etkileyen en yaygın psikiyatrik hastalıktır. Anksiyete bozukluğu, tek bir hastalık değil, birçok alt türü olan bir hastalık grubudur. Bu alt türler şunlardır:

Yaygın anksiyete bozukluğu: Ortada belirli bir neden olmadan duyulan aşırı endişe ve gerginlik hali. Bu endişe, günlük yaşamı etkiler, kontrol edilmesi zor ve mantıksızdır.

Panik bozukluğu: Ani ve yoğun korku nöbetleri, yani panik ataklar yaşamak. Panik ataklar, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, terleme, titreme, göğüs ağrısı, ölüm korkusu gibi fiziksel ve psikolojik belirtilerle ortaya çıkar. Panik ataklar, genellikle 10 dakika içinde zirveye ulaşır ve 30 dakikadan fazla sürmez.

Sosyal anksiyete bozukluğu: Sosyal ortamlarda eleştirilme, yargılanma, reddedilme korkusu yaşamak. Bu korku, kişinin sosyal durumlardan kaçınmasına, kendini izole etmesine ve depresyona girmesine neden olabilir.

Fobiler: Belirli bir nesne, hayvan, durum veya aktiviteden aşırı korku duymak. Bu korku, kişinin fobik uyaranla karşılaştığında panik atak yaşamasına, günlük yaşamını kısıtlamasına ve fobik uyaranlardan uzak durmaya çalışmasına yol açar. Örnek olarak, yükseklik korkusu (akrofobi), kapalı alan korkusu (klostrofobi), örümcek korkusu (araknofobi) verilebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB): Takıntılı düşünceler (obsesyon) ve bu düşünceleri bastırmak için yapılan zorlayıcı davranışlar (kompulsiyon) arasında sıkışıp kalmak. Bu düşünceler ve davranışlar, kişinin zamanını, enerjisini ve dikkatini tüketir, günlük yaşamını olumsuz etkiler. Örnek olarak, mikrop kapma korkusu (obsesyon) ve sık sık el yıkama (kompulsiyon) verilebilir.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB): Şiddet, taciz, savaş, doğal afet gibi travmatik bir olay yaşamak veya tanık olmak. Bu olay, kişide korku, çaresizlik, dehşet gibi duygular uyandırır ve bu duygular uzun süre devam eder. Kişi, travmatik olayı tekrar tekrar hatırlar, rüyalarında görür, olayla ilgili uyaranlardan kaçınır, uykusuzluk, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlar yaşar.

Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete bozukluğu olan kişiler, hem fiziksel hem de psikolojik belirtiler yaşayabilirler. Bu belirtiler, anksiyetenin şiddetine, süresine ve türüne göre değişiklik gösterebilir. Anksiyetenin en sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Sinirli, huzursuz veya gergin hissetmek
  • Panik, korku veya ölüm korkusu duymak
  • Kalp atış hızında artış, çarpıntı
  • Nefes almada zorluk, hızlı nefes alıp verme
  • Terleme, titreme, üşüme veya ateş basması
  • Kas gerginliği, ağrı veya kramplar
  • Mide bulantısı, kusma, ishal veya kabızlık
  • Baş ağrısı, baş dönmesi, bayılma hissi
  • Uyku bozuklukları, yorgunluk, bitkinlik
  • Dikkat dağınıklığı, hafıza sorunları, konsantrasyon güçlüğü
  • Endişeli düşüncelerle aşırı meşgul olma, olumsuz düşünme
  • Kaygıyı arttıran durumlardan kaçınma, sosyal izolasyon
  • Kendine veya çevreye yabancılaşma, gerçeklik duygusunu kaybetme
  • Özgüven eksikliği, kendini yetersiz hissetme, suçluluk duygusu

Anksiyete Nedenleri Nelerdir?

Anksiyete bozukluklarının kesin nedenleri bilinmemektedir, ancak birçok faktörün etkili olduğu düşünülmektedir. Bu faktörler arasında şunlar sayılabilir:

Genetik yatkınlık: Ailede anksiyete bozukluğu olan kişilerin, olmayanlara göre daha fazla risk altında olduğu gözlenmiştir. Bu, anksiyetenin genlerle aktarılabildiğini veya aile ortamının anksiyeteyi tetikleyebildiğini göstermektedir.

Beyin kimyası: Anksiyete bozukluğu olan kişilerde, beyindeki nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) dengesi bozulmuştur. Nörotransmitterler, duygu, düşünce ve davranışları etkileyen kimyasal maddelerdir. Özellikle serotonin, dopamin, noradrenalin ve GABA gibi nörotransmitterlerin anksiyete ile ilişkisi vardır.

Çevresel faktörler: Anksiyete bozukluğu olan kişiler, stresli, zorlayıcı, travmatik veya olumsuz yaşam olaylarına maruz kalmış olabilirler. Örneğin, aile içi şiddet, taciz, istismar, yoksulluk, işsizlik, hastalık, kayıp, savaş, doğal afet gibi durumlar anksiyeteyi tetikleyebilir.

Psikolojik faktörler: Anksiyete bozukluğu olan kişiler, kendilerine, başkalarına ve dünyaya ilişkin olumsuz inançlara sahip olabilirler. Örneğin, kendilerini yetersiz, değersiz, sevilmeye layık olmayan, kontrolsüz, güvensiz hissedebilirler. Başkalarını eleştirel, yargılayıcı, reddedici, tehlikeli olarak algılayabilirler. Dünyayı da tehlikeli, adaletsiz, öngörülemez, kaotik olarak görebilirler. Bu inançlar, kişinin kaygı düzeyini artırır ve anksiyete bozukluğuna yol açabilir.

Gelişimsel faktörler: Anksiyete bozukluğu olan kişiler, çocukluk döneminde sağlıklı bir bağlanma geliştirememiş olabilirler. Bağlanma, çocuk ile bakım veren arasındaki duygusal bağdır. Güvenli bağlanma geliştiren çocuklar, kendilerini güvende, sevgi dolu ve değerli hissederler. Güvensiz bağlanma geliştiren çocuklar ise, kendilerini güvensiz, endişeli, yalnız ve değersiz hissederler. Bu da yetişkinlikte anksiyete bozukluğuna neden olabilir.

(ERHAN TAYLAN)
Paylaş